Asıl Adam sağlam adımlarla restorana girdi. Kendinden emin
gibiydi, dışardan gören sanki hayatın anlamını bulmuş, artık bu dünyada bir
amacı kalmamış ve bu dünyadaki son adımlarını atıyor zannederdi.
İlk Ölen’i daha kapıdan girer girmez gördü. Gözünü kırpmadan
ve ayırmadan ona doğru yürüdü. Hiçbir şey demeden sandalyeyi çekti ve oturdu. İlk
Ölen ile Asıl Adam gözlerini birbirine dikmiş hiçbir şey söylemeden ve yapmadan
öyle oturmaya başladılar.
Asıl Adam küçükken abisi ile sık sık göz kırpma oyunu
oynardı. Abisinin gözünün içine bakar ve ikisinden ilk kim gözünü kırparsa
oyunu kaybederdi. Hiç kazanamazdı Asıl Adam, gözleri sulanır ve dayanamaz
kırpardı, sonra abisi ile gülüşüp boğuşmaya başlarlardı.
Asıl Adam’ın abisi askerde şehit düştüğünden beri tek
oynadığı oyun buydu. Fakat artık oyunu hiç kaybetmiyor ve kazandıktan sonra da
gülmüyordu ama çoğu zaman oyunun sonunda bir boğuşma oluyordu, gülüşmeden.
İlk Ölen karşısında sıkı bir adam olduğunun farkındaydı. Karşısındaki
korkusuzmuş gibi duruyordu, kendisi de korkmuyordu nede olsa onu öldürecek olan
oydu ve bunu karşısındakinin bilmediğini sanıyordu. Fakat dayanamadı gözünü ilk
kırpan o oldu. İlk oyunu kaybettiğinin farkında bile değildi gene de içine bir
sıkındı girmişti. Neden olduğunu bilmiyordu ve önemsemedi.
“Çantayı getirdin mi?” diye sordu, gözünü kırpıp orta halli
bir nefes aldıktan sonra.
“Getirdim” dedi karşısındaki, gözünü halen kırpmamıştı, bu
durum İlk Ölen’i sinirlendirmeye ve daha çok korkutmaya başlıyordu.
“Peki, nerede?” diye sordu sanki karşısında bir çocuk varmış
gibi. Ondan büyük olduğu için onu aşağılamaya çalıştı ama işe yaramadı.
“Arabada” dedi.
“E hadi götür o zaman” dedi.
Asıl Adam hiçbir şey demeden
ayağa kalktı. Kapıdan içeri girdiğinden beri ilk defa gözünü İlk Ölen’nin
üstünden ayırıyordu. İlk Ölen aşağılayıcı sahte ve kısık bir gülüş atarak Asıl
Adam’ın ardından ayağa kalktı ve arkasından takip etmeye başladı. Asıl Adama
sanki halen gözünü kırpmamıştı.
Abisinin cenazesi doğduğu köye gelmişti. Hiç ağlamadı,
gözünü kırpmadan hareketsiz duran yeşil bir şeye örtülmüş tabuta baktı. Gözleri
sulanmaya, görüşü bulanmaya başladı. Sonunda iki damla yaş yanağına düştü
gözünden ve kırptı gözlerini.
“Yine sen kazandın abi.” dedi içinden. İlk defa o gün gülmedi
oyundan sonra. Sessizce ağlamaya başladı. On beş yaşındaydı.
İlk Ölen Asıl adamın iki adım gerisinden restorandan çıktı. Park
yerine doğru yürümeye başladılar. Asıl Adam gri bir mersedesin arkasına gelip
bagajı açtı ve yana çekildi.
İlk Ölen sırtını hafifçe eğerek bagaja baktı, siyah bir
çanta vardı.
“Hepsi içinde mi?” dedi İlk Ölen.
“Evet.” dedi Asıl Adam.
“Çantayı Aç.” dedi İlk
Ölen.
Asıl adam bagaja doğru eğilip çantayı sonuna kadar açtı.
İlk Ölen içindekini gördükten sonra, restorandan alıp
gömleğinin bileğine sakladığı et bıçağını hızla ve sanki sıradan bir hareket
yapıyormuş gibi Asıl Adamın karnına sapladı ve çevirmeye başladı. Kendini bildi
bileli ilk öğrendiği şeydi bıçağı saplayıp çevirmek, bu sayede ölürmüş adam. Nedenini
bilmiyordu, tersini denemek aklına gelmemişti bile.
Asıl Adamın karnını delip iç oranlarına saplanan sivri
metalin çıkardığı ses olmasa hiç ses çıkmayacaktı. Asıl Adam sanki
bıçaklanacağını biliyormuş ve bunu bekliyormuş gibiydi. Kotunun arka cebinde
sakladığı çakıyı çıkardı ve İlk Ölen’nin boynuna sapladı. İlk Ölen ilk bir
sesler çıkartır gibi oldu ama boğazına dolan kan yüzünden başka ses
çıkartamadı. Diz çöktü olduğu yere, sonra yerde kıvradı bir süre daha sonra
hareketsizleşti.
Hepsi çok uzun bir süre içerisinde olmuş gibi geldi Asıl
Adama ama sorsan ne kadar sürdüğünü söyleyemezdi.
İlk Ölen yerde kıvranırken Asıl
Adam ayaktaydı. Sırtını arabanın bagajına yaslamış, boynunu karnına bir bıçak
saplanmış gibi eğmişti. Bıçağı çıkartıp arabaya bindi.
Asıl Adam telefonundan Sevgili’yi aradı. Telefon rehberinde
zaten başka isim yoktu.
-Neredesin çok merak ettim.
-İlk seviştiğimiz yeri hatırlıyor musun?
-Evet.
-Beni gelip almanı istiyorum.
-Tamam ama…
-Bagajda senin ile oğlumuzun geleceği var. Oğluma iyi
bakmanı, beni hiç unutmamanı, oğluma beni anlatmanı istiyorum ve sakın silahla
yaşamasın. İnsan neyle yaşarsa onunla ölüyor.
-Niye böyle konuşuyorsun? Ne oldu?
-Oğluma abimin ismini vermeni istiyorum.
-Sevgilim… Sevgilim…
Sevgili bağırma ile ağlamayı bir arada yapıyordu ama Asıl
Adam sanki hiç duymuyormuş gibi ses çıkarmıyordu. Telefon Asıl Adamın elinden arabanın
zeminine düşmüş, Sevgili’nin bağırış ve ağlamaları yerden arabanın içine doğru
yayılıyordu.
Asıl Adam Sevgili ile ilk seviştikleri yer toplu konutların
yanında şehre yukardan bakan bir tepeydi. Geceleri şehrin ışıkları oradan
izlerler ve ikisi de konuşmadan şehri kimsenin dokunmadığı bir makineye
benzetirdi.
Asıl Adam gözlerini bu sefer ilk seviştiği manzaraya dikti,
ne bir ses nede bir nefes vardı. Gözünü hiç kırpmadı.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder