Bir keresinde bir kız arkadaşın kendisine yazan çocuğa neden
yüz vermiyorsun soruma, kendi de hoşlandığı halde, insan aşkı için uğraşmalı demişti. Aynı şekilde
başka bir erkek arkadaşım, çabalamadan sevgili olduğum kızlara âşık olamıyorum
demişti. Aşk kavramı kişiden kişiye değişiyor olmalı, çünkü bence insan aşkı
için acı çekmemeli. Niye çekip, çektiriyorsunuz ki, aşkın güzel bir şey olması
gerekmiyor mu?
Çok fazla âşık olduğum söylenemez hatta âşık olup
olmadığımdan emin değilim. Aşk kavramı benim kafamda, yoğun yaşanan sevgi
olarak kayıtlı. Sanırım bu sebeple aşkın sıkıntılı bir şey olmaması gerektiğini
düşünüyorum; zaten kime sorsanız ne aşkı ne de âşık olan insanın ruh halini
tanımlayabilir. Aşk, herkese ve her şeye karşı olabilir. Temelinde sevgi
vardır. Hatta öyle yoğun olur ki bu sevgi, sevgilinizle iki kişi değil artık
birsinizdir, nasıl insan kendi davranışlarını ayıplamıyorsa sevgilisinin
davranışlarını da ayıplamaz. Âşıkken her şey paylaşılır, özeliniz iki
kişiliktir artık.
Bu güzel duyguyu yaşamak çileli olmamalı. İnsan sevdiği
kişiye seni seviyorum demeli. Bir kişiyi sevip sevmediğin üzerinde fazla
düşünmeye gerek yok, sevdiğini söylemek için ayların yılların geçmesini beklemek
hayatta nadir çıkan fırsatlara hayır demek gibi gelir bana.
Sevgi ölçülebilir, ama çokluk veya azlık olarak değil, daha
çok bilgisayar dilinde olduğu gibi ikili kod gibidir; ya seviyorsundur ya
sevmiyorsun. Sevgiyi ölçmek için ise, başka insanların seni rahatsız eden durumları,
o kişide seni rahatsız edip etmediğine bakılarak ölçülebilir. Örneğin, başkalarının
ter kokusundan rahatsız olup o insanların yanında bulunmak istemiyorsundur,
fakat sevdiğin insanın ter kokusu bir başkasının kokusu değil de seninmiş gibi geliyorsa
o kişiyi seviyorsun demektir. Yani, ilişkiler pis kokularla ölçülebilir. İlişkinin
ilk başlarında insanlar sanki vücutları dışkı üretmiyormuş gibi davranır, fakat
zaman geçtikçe daha fazla saklanamaz. Eğer bu durum yüzünü ekşitmek yerine
hafif bir tebessüm veriyorsa âşıksın demektir.
